İSRAİL’DE NELER OLUYOR
İsrail’de şu anda tam olarak neler yaşandığını belki net şekilde göremiyoruz. Ancak bir Müslüman olarak, Yüce Rabbimizin lütfuyla neler olacağını, bizi bilgilendiren sahih kaynaklardan biliyoruz. Zira elimizde yalnızca güncel haber ajanslarının sunduğu bilgiler değil; aynı zamanda Rabbimizin, Peygamber Efendimiz (sav) aracılığıyla bizlere ulaştırdığı hakikatler var.
Biz Müslümanlar için Kudüs, sadece bir şehir ya da siyasi mesele değil; doğrudan imanımızla ilgili, derin bir manevi anlam taşıyan bir yerdir. Buradaki mücadele, yalnızca bir coğrafya ya da belli bir halkla yaşanan çatışmadan ibaret değildir. Aslında bu, inancımızı, ahdimizi ve tarihe olan sorumluluğumuzu ilgilendiren çok daha büyük bir meseledir. Bu nedenle ifade ettiğim şey bir siyasi temenni değil, Allah Resûlü’nün bize haber verdiği bir gerçeğe olan teslimiyetin ifadesidir.
Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
"Müslümanlarla Yahudiler savaşmadıkça kıyamet kopmaz. O savaşta Müslümanlar galip gelir ve Yahudiler taşların, ağaçların arkasına saklanır. O taş ve ağaçlar, 'Ey Müslüman, ey Allah’ın kulu! Arkamda bir Yahudi var, gel onu yakala' der. Sadece Garkad ağacı bundan istisnadır; çünkü o, Yahudilere ait bir ağaçtır."
(Müslim, Fiten, 82)
Bugün İsrail topraklarında toplananlar, oranın kendilerine vadedildiğini savunsalar da, aslında bu topraklar onların son durağı olacaktır. Uyguladıkları zulüm, güç ve kibirle sürdürülebilir görünse de biz biliyoruz ki Yüce Allah adaleti mutlaka tecelli ettirecektir. Mazlumların duaları karşılık bulacak, gönüllerde çoktan verilmiş olan hüküm, ilahi adaletle yerine ulaşacaktır. O gün geldiğinde, gerekli her türlü sebep ve imkân da Allah’ın iradesiyle hazır olacaktır.
O vakit geldiğinde, bu büyük imtihanın ve mücadele sahnesinin bir parçası olabilmek, biz Müslümanlar için büyük bir şeref ve duadır vesselam.
Görsel:https://www.istockphoto.com/tr/foto%C4%9Fraf/yanan-d%C3%BCnya-gm1177629542-328835452

Kaleminize sağlık Hocam, ne güzel ifade etmişsiniz. Zafer bizlerin olsun inşallah.
YanıtlaSilMerhabalar, cok guzel bir yazi. Musade ederseniz olaya baska bir pencereden bakip muslumanlar olarak kendimize bir özelestiri getirmek isterim. Ancak lutfen yanlis anlasilmasin, sözum meclisten disari, sizler istisna, cunku sizin samimiyetinize yurekten inaniyorum. Biliyorsunuz Yemen Arap yarımadasında, İslam dünyasının ortasında bir ülke. Görmediği Hz. Peygambere aşık olan Veysel Karani’nin memleketi. Kutsal mekanların dibinde. Son dönemde halkı iç savaş yanında açlık ve sefaletle boğuşuyor. İnsanlar ağaç yaprakları yiyerek hayatta kalmaya çalışıyor. Bebekler, yaşlılar beslenememekten, salgın hastalıklardan, ilaçsızlıktan, hastanesizlikten ve bakımsızlıktan dolayı ölüyorlar. Ama Yemen’de yaşanan dramla ilgili Müslümanlardan çıt çıkmıyor. Din kardeşleri açlık, sefalet, yokluk, yoksulluk içinde iken (zengin) Müslümanlar kılını kıpırdatmıyor.
YanıtlaSilBM İnsani İşlerden sorumlu başkan yardımcısı: ”Yemen’de yaşam koşulları tamamen çökebilir. Yemen’de kıtlık karşısındaki savaşı kaybediyoruz. Yemen sefil bir durumda” diyor. Bugün Yemen’de 10 milyon çocuk açlık ve hastalıkla kıvranıyor. Komşusu Müslüman ülkeler kardeşlerine “artıkları”nı verse; israf ettiklerinin bir kısmını gönderse Yemen abad olur. Aynı dinin, kültürün, coğrafyanın çocukları petrol zengini Araplar israftan çatlıyor. Lüks saraylarda sefa süren “Müslüman liderler” debdebelerinden az fedakarlık yapsalar bütün Yemen’e yeter. Ama kimse kılını kıpırdatmıyor. Oysa Filistin için herkes çok duyarlı. Filistin söz konusu olunca mezhep farklılığı da ortadan kalkıyor; Sünni, Şii, Selefi herkes nutuk atıyor, meydanlara iniyor.
Bu farklı tavır ve tutum neden? Filistinde zulme maruz kalan Müslüman da Yemen’deki değil mi?
Çünkü Yemen’deki mazluma sahip çıkmanın, onun sıkıntılarını dile getirmenin bir getirisi yok! Zira Yemen’de Müslümanı öldüren, açlığa mahlum eden, en ağır ve insanlık dışı muamelelere maruz bırakan yine Müslüman. Oysa Filistinde zulmeden, ezen İsrail. İsrail, ABD aleyhine nutuk atmanın, tehditler savurmanın ümmette alıcısı var; siyasi kazanç getiriyor.
Müslümanlar olarak mazlumun Müslüman olmasına değil, zulmedenin Gayrı Müslim olmasına odaklanıyoruz. Müslüman Müslümana hertürlü zulmü yapabilir, öldürebilir, aç bırakabilir, kentleri bombalayabilir. Bu durumda “kol kırılır yen içinde kalır”, sorgulanmaz, kurcalanmaz. Ama bir “gavur” Müslümana dokunursa ve bir getirisi olacaksa, prim yapacaksa ortalığı kuru gürültü kaplar. Ama hükümetlerin ittifakına zarar verecekse Doğu Türkistanda olduğu gibi suni gürültü bile çıkarılmaz.
Maalesef günümüzde Müslümanlar, gayrimüslimlerin, zulmettiği Müslüman için şiddetli tepki verirken, gösteriler düzenlerken Müslüman ülkelerin yöneticilerinin ulkelerindeki Müslüman halka yaptığı zulmü görmez. Eğer zulmü yapan musluman bir yönetimse zulmü görmemenin ötesinde “yapmışlardır bir şeyler!” diyerek Zalime destek olur, zulümde bile bir “hikmet” arar.
Aslında bir başka açıdan baktığımızda günümüz Müslümanlarında “zulme meyletmeyiniz” ayetine rağmen zulme, baskıya, talana, katliama karşı bir duyarsızlık, tepkisizlik olduğu açıktır.
Filistin’deki zulme karşı çıkmanın rantı, Musluman ülkelerde işlenen zulümleri dile getirmenin ise bedeli vardır. Maalesef Zalim kendisinden olunca yok sayılıyor ve susuluyor. Iste boyle bir ortamda, biz muslumanlar bu haldeyken, biz kendimizi duzeltemez isek, daha cok musluman kardesimize eziyet edilir. Ne dersiniz, nasil yapacagiz diye sormak isterdim ama ev odevi almadiginizi belirtmistiniz. Belki bir gun icinizden gelir yazarsiniz. Tesekkurler.
Kıymetli üstadım bence bir bloq da siz açıp bu muazzam satırlarınızı paylaşmalısınız, kıymetli yorumlarınız için teşekkür ederim tekrardan. Rabbime emanet olun.
SilKusura bakmayin yorumda belirtemedim, kelimeler satirlar bana ait degil (derleme), ama ayni fikriyatta oldugum icin sizlerle paylasmak istedim. Dolayisiyla blog acma fikrinden uzagim. Zaten her isi ehline vermek lazim, yani umarim daha sık yazarsiniz, bizede istifade etme firsati vermis olursunuz. Sizlerde Allah'a emanet olun. Tesekkurler.
Sil