Kayıtlar

Mayıs, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Filozofların Tanrısından Peygamberlerin Allah'ına

Resim
Bilim ve inanç arasındaki derin bağ, bazı zihinlerde çatışma gibi görünürken, Blaise Pascal gibi dâhiler için bu iki alan birbirini tamamlayan birer hakikattir. Pascal, yalnızca bir fizikçi ve matematikçi değil, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine inmeye çalışan bir filozoftu. Onun hayatı, aklın parlak ışığını ve kalbin derin sezgisini aynı anda taşıyabilen ender zihinlerden birinin hikâyesidir. Pascal Kimdir? 1623 yılında Fransa’da doğan Blaise Pascal, daha çocuk yaşlarda sıra dışı bir zekâya sahip olduğu anlaşılan biriydi. Henüz 16 yaşındayken konikler üzerine yazdığı eserle matematik dünyasında adını duyurdu. Ardından basınç, sıvılar ve olasılık teorisi gibi alanlarda çığır açan çalışmalara imza attı. Ama Pascal sadece dünyayı anlamaya çalışmadı; gökyüzünü de inceledi.  Göklerdeki Orkestra ve İlahi Kudret Pascal gökyüzünü “göklerdeki orkestra” olarak tanımlamıştı. Her bir gezegenin, her bir yıldızın sanki birer nota gibi yerini hiç şaşırmadan hareket etmesi, ona göre sadec...

BATI’NIN ŞAİRİ, DOĞU’NUN PEYGAMBERİNE SESLENDİĞİNDE

Resim
“Batı'nın en büyük şairlerinden biri neden İslam peygamberi için bir şiir yazsın ki?” Bu soru, Johann Wolfgang von Goethe’nin “Mahomet’s Gesang” (Muhammed’in Şarkısı) adlı şiiriyle karşılaşan herkesin aklına gelir. Alman edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Goethe, neden İslam peygamberi Hz. Muhammed’i merkeze alan bir şiir yazma ihtiyacı duymuştur? Bu sadece edebi bir alıntıdan mı ibarettir, yoksa daha derin bir arayışın, bir hayranlığın, hatta bir felsefi duruşun göstergesi midir? Şiirin Konusu: İlahi Bir Akışın Temsili “Mahomet’s Gesang”, Goethe’nin gençlik dönemine ait bir şiiridir. Bu şiirde Hz. Muhammed, ilahi kaynaktan doğan ve yeryüzüne doğru gürleyerek akan bir nehir metaforuyla anlatılır. Nehir, başta küçücük bir pınar gibidir ama yol aldıkça büyür, dallara ayrılır ve sonunda tüm canlılara hayat verir. Tıpkı bir peygamberin ilahi mesajla dolup taşarak insanlığa ışık taşıması gibi. Goethe’nin burada yaptığı şey, sadece bir tarihi figürü anlatmak değil; vahy...