Kayıtlar

Nisan, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kültürümüzü Lafla Değil, Harfle Öğrenme Vaktidir

Resim
Dil, bir medeniyetin inşasında en temel unsurlardan biridir; aynı zamanda kültürel mirasın kapılarını açan anahtardır. Her uygarlığın kendine has bir dili ve yazı sistemi bulunur. İnsan aklı, düşüncesini ve felsefesini dil aracılığıyla inşa eder; kişi dil üzerinde ne kadar yetkinse, evreni, hayatı ve varoluşu o ölçüde kavrayabilir. Dilinden kopmuş bir millet, zamanla kendi kimliğinden de uzaklaşır. Bu nedenle bir toplumun kültürel bütünlüğünü bozmanın, medeniyet izlerini silmenin en etkili yollarından biri onun dilini değiştirmektir. Atalarımız, tarih sahnesinde asırlara yayılan hâkimiyetleri boyunca birçok ilim, sanat ve düşünce eseri bırakmıştır. Süleymaniye Kütüphanesi’nde ya da Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivleri’nde yer alan yüz binlerce yazma eser, bu kadim birikimin günümüze ulaşan en somut delillerindendir. Bu eserlerin derinliğine inebilmek, içerdikleri ilmi ve kültürel hazineyi anlayabilmek ise yalnızca Osmanlı Türkçesi bilgisiyle mümkündür. Gelgelelim, günümüzün üniversite...

Tanrı Zar Atmaz...(A. Einstein)

Resim
İnsanlık tarihinin önemli bir bölümünde, fizik, kimya ve diğer doğa bilimleri maddi dünyanın gerçekliği üzerine kurulmuş; evrenin yalnızca maddeyle açıklanabileceği varsayılmıştır. Bu yaklaşım, klasik bilim paradigmasının temel taşlarını oluşturmuş, maddenin ezelî ve ebedî olduğu düşüncesi uzun süre kabul görmüştür. Ancak 20. yüzyılda geliştirilen kuantum mekaniği bu anlayışı kökten değiştirmiş ve bilim dünyasında büyük bir dönüşüm başlatmıştır. Kuantum mekaniği, atom ve atom altı parçacıkların davranışlarını inceleyen ve klasik fiziğin ötesine geçen bir teoridir. Bilimsel tarih açısından bakıldığında, bu teori yalnızca fizik alanında değil, düşünsel anlamda da paradigmal bir kırılma yaratmış; gözlemlenen maddesel dünyanın ardında, daha derin ve henüz tam olarak kavrayamadığımız bir gerçekliğin olabileceğini göstermiştir. Ünlü fizikçi Niels Bohr , "Kuantum teorisi ile aklınız karışmadıysa, onu tam olarak anlamamışsınızdır" diyerek bu yeni gerçekliğin alışılmış düşünce yapımı...

AB'nin Önlenemez Çöküşü

Resim
Mutlak kudret ve güç sahibi yalnızca Cenab-ı Hakk’tır. Biz inananlar biliriz ki ilahi adalet er ya da geç tecelli eder; zulüm ve sömürü üzerine kurulu sistemler sonsuza dek ayakta kalamaz. Bugün, tüm dünyayı etkisi altına alan bir virüs salgını nedeniyle büyük ekonomilerin alarm verdiğine, devasa kurumların güven kaybı yaşadığına ve sözde güçlü devletlerin tıbbi malzemeler için adeta birbirleriyle çatışma noktasına geldiğine üzülerek tanık oluyoruz. İçinde bulunduğumuz bu krizi, birçok uzman 1929 Büyük Buhran’ı ile kıyaslamakta ve bu sürecin ardından dünyanın artık eskisi gibi olmayacağı sıkça dile getirilmektedir. Bu değişim sürecinde ilk yıkılacak yapının Avrupa Birliği (AB) olacağı artık büyük ölçüde kabul gören bir gerçektir. Aslında “birlik” kavramı doğu kültürüne aittir. Batı ise tarih boyunca, örneğin Haçlı Seferleri gibi yağma amacı taşıyan girişimler dışında gerçek anlamda bir birlik sergileyememiştir. Ancak iki dünya savaşının yıkıcı etkileri sonrasında bazı Avrupalı ...

Dünyada İlim Var, Fen Var!

Resim
Günümüzde fizik, kimya, matematik, astronomi, tıp, tarih ve coğrafya gibi temel bilimlerin kurucuları olarak genellikle Batılı bilim insanları anılsa da bu alanların temelleri büyük ölçüde Müslüman bilim insanlarının katkılarıyla atılmıştır. F akat Batı merkezli eğitim anlayışıyla yetişmiş bizler, İslam medeniyetine karşı önyargılarla donatılmış, kendi geçmişimize ve değerlerimize yabancılaştırılmışız. Bizler maalesef hala daha, bilimin gelişim sürecinde İslam dünyasının oynadığı merkezi rolü görmezden gelmekteyiz. Oysa ki tarihsel süreç incelendiğinde açıkça görülmektedir ki, İslam’ın altın çağı olarak nitelendirilen 7. yüzyıldan itibaren insanlık bilgi birikiminde büyük bir sıçrama yaşanmıştır. Bu dönemde Müslüman alimlerin sahip olduğu bilgi, Batı toplumlarıyla ancak Haçlı Seferleri ve Endülüs’teki etkileşimler yoluyla tanıştırılmıştır. Ancak Avrupalılar, 14. yüzyılda tercüme ettikleri bu bilgilerin içeriğini ancak 18. yüzyılda anlamlandırabilmişlerdir. Ne var ki, bu ilimlerin Müsl...