BATI’NIN ŞAİRİ, DOĞU’NUN PEYGAMBERİNE SESLENDİĞİNDE

“Batı'nın en büyük şairlerinden biri neden İslam peygamberi için bir şiir yazsın ki?”

Bu soru, Johann Wolfgang von Goethe’nin “Mahomet’s Gesang” (Muhammed’in Şarkısı) adlı şiiriyle karşılaşan herkesin aklına gelir. Alman edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Goethe, neden İslam peygamberi Hz. Muhammed’i merkeze alan bir şiir yazma ihtiyacı duymuştur? Bu sadece edebi bir alıntıdan mı ibarettir, yoksa daha derin bir arayışın, bir hayranlığın, hatta bir felsefi duruşun göstergesi midir?

Şiirin Konusu: İlahi Bir Akışın Temsili

“Mahomet’s Gesang”, Goethe’nin gençlik dönemine ait bir şiiridir. Bu şiirde Hz. Muhammed, ilahi kaynaktan doğan ve yeryüzüne doğru gürleyerek akan bir nehir metaforuyla anlatılır. Nehir, başta küçücük bir pınar gibidir ama yol aldıkça büyür, dallara ayrılır ve sonunda tüm canlılara hayat verir. Tıpkı bir peygamberin ilahi mesajla dolup taşarak insanlığa ışık taşıması gibi.

Goethe’nin burada yaptığı şey, sadece bir tarihi figürü anlatmak değil; vahyin doğasını, ilhamın kaynağını ve insanlık üzerindeki etkisini şiirsel bir dille tasvir etmektir. Hz. Muhammed, burada; hakikatin taşıyıcısı ve dönüştürücü gücüdür.

Peki, Goethe Neden Bunu Yazdı?

Goethe, Doğu kültürlerine ve özellikle İslam’a büyük bir ilgi duymuştur. Kur’an’ı okumuş, Arapça öğrenmeye çalışmış, hatta “Doğu-Batı Divanı”nda İslam medeniyetini ve düşünce dünyasını Avrupa’ya tanıtmaya çalışmıştır.

Fakat şiirsel düzeyde daha derin bir neden de vardır: Goethe’nin peygamber figürüne olan entelektüel hayranlığı. O, peygamberi sadece dini bir lider olarak değil, aynı zamanda bir dönüştürücü figür olarak görür. Tıpkı filozoflar gibi, tıpkı şairler gibi, tıpkı büyük düşünce akımlarını başlatan insanlar gibi. Onun gözünde Hz. Muhammed, hakikati taşıyan, onu dünyaya yayan bir "manevi nehir"dir.

Dönemin Avrupa’sında Cesur Bir Tutum

Unutmayalım, Goethe bu şiiri 18. yüzyıl Almanya’sında yazdı. O dönemde İslam, Batı dünyasında genellikle yanlış anlaşılan ve önyargılarla bakılan bir din olarak görülüyordu. Goethe ise bu önyargıların ötesine geçerek, İslam peygamberine şiir yazma cesaretini gösterdi. Bu da onun sadece büyük bir sanatçı değil, aynı zamanda entelektüel bir devrimci olduğunu gösterir.

Sonuç: Bir Şiirden Fazlası

Goethe’nin Hz. Muhammed için yazdığı şiir, hâlâ yankılanıyor. Sözleriyle değil sadece, cesaretiyle, vizyonuyla, açtığı düşünce ufkuyla...

Bu dizeleri okurken, belki bir an için şunu hissedersiniz:

Kelimeler, yalnızca harflerden değil, zamanları aşan bir ruh hâlinden doğar.

Ve o ruh, bazen bir nehir olur...

Çağlar...

Ta ki hepimize ulaşana dek vesselam...


''Sevinç sevinç berrak

Ve yıldız yıldız parlak

Bir dağ pınarı

Üstünde beyaz bulutların

Ve kuytusunda bir yeşil yamacın

Aziz ruhlar sallamış beşiğini

Veda edip çocuk tazeliğiyle bulutlara

Raks eder gibi iner mermer kayalara

Haykırır sevincini semalara

Dağ geçitlerinde

Önüne katar renk renk çakılları

Ve bağrına basar kardeş pınarları

Çiçeklenir ayak bastığı yerler

Ve nefesiyle yeşerir çimenler

Yoldaşı olur şimdi ırmaklar

Ovaları doldurur gümüş ışıklar

Bir ses yükselir pınarlardan

"Kardeş ayırma bizi koynundan,

Bekliyor Yaratan.

Yoksa bizi çölün kumları yutacak

Güneş kanımızı kurutacak

Kardeş,

Dağın ırmaklarını, ovanın ırmaklarını

Hepimizi alıp koynuna

Eriştir bizi yüce Rabbına

Ezelî Deryâ'nın yanına."

Peki, der, dağ pınarı

Kendinde toplar bütün pınarları

Ve haşmetle kabarır göğsü, kolları

Ülkeler açılır uğradığı yerlerde

Yeni şehirler doğar ayaklarının altında...

Kulelerin alev zirvelerini

Ve haşmetli mermer saraylarını

Bırakıp arkasında

Yürür mukadder yolunda

Dalgalanır başının üstünde binlerce bayrak

İhtişamının şahitleri

Evlâtlarını Rabbine ulaştırarak

Karışır İlâhî ummana coşarak!''


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Filozofların Tanrısından Peygamberlerin Allah'ına

Şifa Niyetine