BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN

Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

“Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.” (Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71-72. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 59; Nesâî, Îmân 19, 33; İbn Mâce, Mukaddime 9)

“Bir Müslümanın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı dua kabul olunur.’’ (Müslim, Zikir 87, 88. Ayrıca bk. İbni Mâce, Menâsik 5)

Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.), bu mübarek sözleriyle bizlere, hakiki imanın nasıl tamamlanacağını, mümin olmanın en temel şartlarını öğretiyor. Onun her bir kelamı sadece yaşadığı dönemin değil, çağlar ötesinin de hikmetini içinde barındırır. Zira onun sözlerinde, hem kalbe hem akla hitap eden evrensel gerçekler saklıdır.

Bugünlerde sıkça bahsedilen ve pek çoğumuzun hakkında az çok fikir sahibi olduğu “Kuantum çekim yasası”, kainattaki her şeyin enerji temelli olduğunu, tüm varlıkların birbiriyle etkileşim içinde bulunduğunu ve bu enerjilerin düşüncelerimizle yön bulduğunu savunur. Bu yaklaşıma göre; zihnimizde neye odaklanırsak, yaşamımıza onu çekiyor; iyi ya da kötü fark etmeksizin düşündüğümüz her şey, bir şekilde bize dönüyor.

Peki, kainat gerçekten böyle mi işler?

Bilim dünyasında yapılan araştırmalar, insan beyninin evrenin yapısıyla büyük benzerlikler taşıdığını ortaya koymuştur. Örneğin, İtalya’daki Verona Üniversitesi’nden Alberto Feletti ve Bolonya Üniversitesi’nden Franco Vazza’nın çalışmaları, insan beyniyle galaksiler arasındaki yapısal paralellikleri gözler önüne sermektedir. Bu bulgular, Mevlânâ'nın "Kendini küçük görme, sen yürüyen bir evrensin" sözünü ve Hz. Ali'nin “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın ama en büyük alem sende gizlidir” ifadesini bir kez daha derinlemesine düşünmemize vesile oluyor.

Gerçekten de insanoğlu tıpkı hücreler gibi bu ilahi sistemde belirli bir görevle var edilmiştir. Hem Allah’a kulluk etmek hem de diğer kullara faydalı olmak bizim asli vazifemizdir. Sisteme zarar vermek, aslında kendimize zarar vermektir. Kimi zaman yargıladığımız şeyin başımıza gelmesinin hikmeti de burada gizlidir.

Nitekim Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) “Kendin için istediğini kardeşin için de istemedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmazsın” buyruğu, yalnızca ahlaki bir öğüt değil, aynı zamanda kainatın manevi işleyişini yansıtan ilahi bir kural gibidir. 

Belki de Ayet-i Kerimelerde ve Hadis-i Şeriflerde bize öğretilen dualarda daima “ben” yerine “biz” ifadesinin geçmesi de bu gerçeğe işaret ediyordur. Ve yine belki Kuantum çekim yasasının bu veriler ışığında tekrar ele alınması gerekmektedir. Yani kendimiz için değil diğerleri için istediklerimizdir aslında kendimize çektiğimiz. Dahası sistemde yer alan diğer bireyler için düşündüğümüz ve istediğimiz her şeyin gerçekte kendi başımıza geleceği hesap edildiğinde, kendi gücümüz, ne kadarıyla baş etmeye yetiyorsa dostlarımız içinde o kadar kötülük düşünmemiz gayet akıllıca olacaktır sanırım.

Her zaman ifade ettiğim gibi, bu düşüncelerim elbette teyide muhtaçtır. En doğrusunu bilen ise yalnızca Yüce Allah’tır.

Dualarınızdan eksik olmamak duasıyla vesselam…





Resim <a href="https://pixabay.com/tr/users/189748-189748/?utm_source=link-attribution&amp;utm_medium=referral&amp;utm_campaign=image&amp;utm_content=969525">Yukimi Yokoyama</a> tarafından <a href="https://pixabay.com/tr/?utm_source=link-attribution&amp;utm_medium=referral&amp;utm_campaign=image&amp;utm_content=969525">Pixabay</a>'a yüklendi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Filozofların Tanrısından Peygamberlerin Allah'ına

BATI’NIN ŞAİRİ, DOĞU’NUN PEYGAMBERİNE SESLENDİĞİNDE

Şifa Niyetine